Aşkın Matematiği

Aşkın Matematiği

Bu haftaki bilim köşemizi aşka ayırıyoruz. Bazen diyorsanız, aşk iyi güzel de nereden bulacağız, ne zaman karşılaşacağız, ne yapmamız gerekiyor, bu haftaki yazımız tam olarak size göre. “Neden hala bir kız arkadaşım yok” diye bir makale kaleme alan matematikçi Peter Backus ve Bobby Seagull konuyu matematiksel olarak ele alıp bize önerilerde bulunmuş, bulgularını paylaşmış. Çok ilginç sonuçlar içeren bu makaleyi Hanna Fry’ın yorumuyla biraz da kendimden katarak siz okuyuculara aktarmak istiyorum.

*

Aşk çok karmaşık bir kavram. Bülent Ortaçgil bir Eylül akşamı adlı şarkısında durumu şöyle anlatıyor:

…Bostancı dolmuş kuyruğunda, sen başta ben en sonda, öylece beklemişizdir…
sabah 7:30 vapuruna, sen koşa koşa yetişirken, ben yürüdüğümden kaçırmışımdır, aynı anda başka insanlara, seni seviyorum demişizdir. mutlak güven duygusuyla, başımızı başka omuzlara dayamışızdır, olamaz mı? olabilir.


onca yıl sen burada, onca yıl ben burada, yollarımız hiç kesişmemiş, şu eylül akşamı dışında.

*

Kimin ne zaman karşınıza çıkacağını bilemiyorsunuz. E öyle olunca hemen birine hayatımın aşkı deyince bamm diye elimizde patlıyor. Üstelik harcadığımız zaman ve emek yüzünden belki hakikaten hayatımızın aşkı olacak kişiyi de kaçırıyoruz. Ya da tam tersi, hala daha iyisi olur diye hayatımıza giren o özel insanı da kaçırıp gidiyoruz. Peki bunun bir orta yolu var mı?

*

Peter Backus önce kimle karşılaşabileceğinin listesini yapıyor. İngiltere’de yaşadığı yere yakın, aynı yaş grubunda, üniversite mezunu, hoşuna giden fiziksel özellikleri olan, anlaşabileceği vs. insanların oranlarına bir bakıyor ki İngiltere’de Peter’in kriterlerine uygun 26 kadın var! Peter diyor ki, ya koca İngiltere’de samanlıkta iğne aramak gibi bu. Neredeyse imkansız.

*

Peter’in makalesini okuyan başka bir matematikçi Bobby Seagull telaşa düşüp, o zaman benim karşılaştıklarım arasında en iyisi hangisi olabilir diye başlıyor hesaplamaya. Bunu sadece aşk değil, araba park yeri bulmaktan tutun da, iş bulmaya kadar pek çok yelpazede hala geçerliliğini koruyan bir ilk defa A.Wald tarafından 1945’te ortaya atılan ve daha sonra Bellmann denklemleriyle ifade edilen Optimal Stopping Theory’yi yani‚ aramayı bırakmak için en uygun zaman teorisini ile kullanıyor. Seagull’ın Peter’ın hesabını kullanarak bu denklemi çözdüğünde bulduğu rakam %37. Mesela 100 kişiyi mülakata alacaksınız, en iyi elemanı arıyorsunuz. Ama bir kişiyi bu iş için geri çevirdiğinizde, tekrar ona dönme şansınız olmasa, 37. aday muhtemelen sizin için en doğru aday.

*

Bu teoriye göre arayan kişinin bir zaman dilimi belirlemesi gerekiyor. Mesela diyelim ki hayatinin aşkını 15 yaşında aramaya başladınız, 40 yaşında da artık bu işten vazgeçeceksiniz. Bu hesapla doğru cevabı buluyorsunuz: (son yaş – ilk yaş) x 0,37 + ilk yaş

*

Yani (40-15)x0,37+15=24 yas sizin için en doğrusu. Yani Peter diyor ki makalesinde, 15 yaşından 40 yaşına kadar hayatınızın aşkını arıyorsanız, bunu en muhtemel 24 yaşında bulursunuz. Tabii ki de bu yaştan daha önce ya da daha sonra bulma ihtimaliniz de var ama 24 en muhtemel yaş diyor.  Başka bir deyişle 24 yasından sonra durmazsanız, ah ah 24’ünde karşıma çıkan insan en doğrusuydu deme şansınız diğer yaşlara göre daha yüksek.

*

Tabi ki ne zaman başlayacağınız ve ne zaman aramayı bırakacağınız size kalmış. Ama ilk karşınıza çıkanın hayatınızın aşkı olmama ihtimali çok yüksek, çok beklerseniz de elinizden kaçırıyorsunuz. Sevgili okuyucular, Seagull gibi bu teoriyi bir deneyip görün ufak şeylerde, bakalım sizin de işinize yarayacak mı? Ama unutmayın ki hayatınızın aşkını belirleyen çok da bilimsel olmayan başka etmenler de var. O yüzden il il, ülke ülke, düğün düğün gezin, annelerinizin bulduğu adayları ihmal etmeyin.

Sorularınız ve yorumlarınızı  aşağıdaki yorum bölümünden bana ulaştırabilirsiniz. ABD’den selamlar.

 

Kimler Neler Demiş?

avatar