Demans ve Alzheimer Hastalığı

Demans ve Alzheimer Hastalığı

Sevdiklerinize en büyük hediye kendi sağlığınıza dikkat etmektir.

Dr. Veli Vural Uslu

*

Sevgili okurlar, daha önce sizlere düzenli egzersizin, akademik ve profesyonel hayatta başarılı olmadaki katkısından bahsetmiştim. Bu hafta ise, içinde gene düzenli fiziksel aktivitenin de bulunduğu, hepimizin yakından bildiği Alzheimer hastalığı riskini azalttığı gösterilen birkaç noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum.

*

Demans (ya da halkımız dilinde bunama), hafızanın ve bilinçle ilgili beyin fonksiyonlarının olumsuz olarak etkilenmesine verilen genel bir isimdir. Demansın birçok değişik nedeni olabilir: Beynin belli bir bölgesinde gerçekleşen “inme” ya da alınan bir ilacın beyin işlevlerini bozan yan etkileri gibi. Fakat biliyoruz ki, demansa neden olan en yaygın neden %60 ile Alzheimer hastalığı.

*

Alzheimer hastalarında görülen demans, taze anıları, eski yerleşmiş anılardan daha fazla etkiliyor. Bu nedenle eski olayları unutmasalar da yakın olayları hatırlamakta güçlük çeker bu hastalar. Konuşma problemleri, evini-yönünü bulamayıp kaybolma, ilerleyen dönemlerde ise moral bozukluğu ve kendi işlerini görememeye kadar ilerleyen bir hastalıktır. Bu semptomlar, hastalar kadar yakınlarını da zorda bırakan bir durum. Alzheimer’in çıkış noktasını kesin olarak anladığımız bir çalışma henüz olmasa da, genetik olarak Alzheimer’a bir yatkınlık olduğu konusunda elimizde oldukça iyi veriler var. Bu çalışmalar en az iki önemli proteini işaret ediyor: beta-amyloid ve tau. Alzheimer hastalarının beyinlerinde, beta-amyloid ve iç içe geçmiş tau proteinlerinin anormal bir yapıda biriktiği gözlemlenmekte. Bu proteinlerin görevi beyindeki sinir hücrelerinin yapısını oluşturmak olduğu için, bahsettiğim anormal birikme hücrelerin ölmesine, ve sonuç olarak genelde geç yaşta görülen hafıza problemlerine yol açmakta. Maalesef uzun zamandır Alzheimer üzerine çok ciddi ilaç çalışmaları yapılsa da özellikle yaş ilerledikçe ortaya çıkan bu durumu tedavi edecek bir ilaç henüz bulunamadı. Ama tüm haberler bu kadar da kötü değil. Alzheimer olmadan, kendimizi koruyabileceğimizi gösteren çeşitli bulgular mevcut!

*

İşte size vereceğim güzel haberler de tam olarak burada başlıyor. Her ne kadar mucize bir besin olmasa da genel olarak kolayca hayatımıza katabileceğimiz beslenme alışkanlıkları, Alzheimer’ı geciktirebilir, ilerlemesini yavaşlatabilir. Mesela Ozawa ve grubu 15 yıl boyunca süren çalışmalarında, bolca balık ve bitki bazlı yiyecekler içeren Japon-tarzı beslenmenin Alzheimer görülme riskini azalttığını göstermişler. Scarmeas’in 2007 yılında yaptığı çalışma ise içinde bolca meyve, sebze, baklagiller, zeytinyağı ve balık bulunan, hepimizin bayıldığı, bizim Akdeniz mutfağının da Alzheimer riskini düşürdüğünü rapor etmiş. Daha sonra 2 milyon kişi üzerinde yapılan çalışmaları derleyen Floransa Üniversitesi’nden Francesco Sofi ve grubu da, Akdeniz mutfağının sadece Alzheimer hastalığına yakalanma riskini düşürdüğünü değil, aynı zamanda hastaların Alzheimer’a bağlı ölüm riskini de azalttığını göstermiş. Yani sağlıklı ve dengeli beslenirken kendiniz kadar sizi en çok sevenleri koruduğunuzu unutmayın.

*

Yeme içme alışkanlıkları dışında zihni genç yaştan başlayarak aktif tutmanın, Alzheimer riskini azalttığı gösterildi. İkinci bir dil bilmek Alzheimer’a yakalanma yaşını ortalama 4 yıl civarında geciktirmiş mesela Lauran Neegaard’ın 2011 yılındaki çalışmasına göre. Dil gelişimi ve kullanımının önemini gösteren diğer bir çalışma ise, 1986 başlayan ve sonuçları 2003’te yayınlanan “Nun Study”, yani Rahibe Çalışması. David Snowdon önderliğinde 700’e yakın rahibenin yaklaşık 20 yıl takip edilmesi ile yapılan çalışma, 20 yıl önce dil bilgisi ve kullanımı daha iyi olan rahibelerin ileriki yaşlarda Alzheimer’a yakalanma riskinin çok daha az olduğunu göstermiş.

*

Gelelim düzenli egzersizin Alzheimer hastalığı ile olan ilişkisine. Nicolas Farina’nın 2014’te incelediği 6 farklı çalışmada, geçen hafta bahsettiğim düzenli fiziksel egzersizin Alzheimer riskini azalttığı, hatta Alzheimer’a yakınanlarda hastalığın ilerlemesini yavaşlattığı gösterildi. Erken yaşlarda başlanarak yapılan düzenli fiziksel aktivite, beyine kan ve oksijen akışını düzenleyerek ve kötü kolesterolü azaltarak sinir hücrelerini daha sağlıklı tutuyor. “70 küsur yaşındaki Alzheimer hastası Fatma Teyze nasıl koşacak her gün?” demeyin. Bu veriler eşliğinde düzenli yapılan günlük yapılan market yürüyüşlerinin, ufak tefek bahçe işlerinin, düğünlerde Cemilem çalarken oynamanın bile Alzheimer hastalığının gidişatını yavaşlatması mümkün. Yeter ki, tembelliğin ve rehavetin, zihnimizi ve vücudumuzu ele geçirmesine izin vermeyelim. Siz düzenli ve aşırıya kaçmadan her yorulduğunuzda aklınızdan söyle geçirebilirsiniz: “ne mutlu bana, yorulduk bugün ama ilerde yük olmam en azından milletin başına”.

*

Yukarda saydığım Alzheimer’dan koruyucu etkenlerin yanında, hastalık riskini arttırıcı diğer unsurlar da gösterilmekte. Hava kirliliğinin, böcek ve tarım ilaçlarına mazur kalmanın, ve bazı ağır metal zehirlenmelerinin (kursun, cıva, ulaşılamayan alüminyum, çinko, bakır gibi) Alzheimer’in nedeni olabileceğine dair fikirler hala yoğun olarak araştırılmakta ve az da olsa olumsuz etkisi olabileceği ortaya konmakta. Kesin olarak bildiğimiz şey ise, sağlıklı beslenir, zihninizi aktif tutar ve düzenli olarak hareket ederseniz -koşarsanız, ya da kürek çekmeye giderseniz-, geçen hafta belirttiğim gibi hem günlük hayatta başarınızı artırmakla ve taş gibi sapasağlam bir vücuda sahip olmakla kalmaz, aynı zamanda yaşlılığınızda sevdiğiniz insanların üstünde çok ciddi yük olma riskinizi azaltırsınız. Almanya’dan selamlar sevgiler… İletişim için Instagram’dan velivuraluslu hesabını kullanabilirsiniz.

 

Kimler Neler Demiş?

avatar